Kıl Dönmesi

Pilonidal kist bazen Crohn Hastalığı, anorektal fistül veya perirektal abse (rektumun hemen yanında irin dolu kese oluşumu) ile karıştırılabilir. Nadiren, kendiliğinden kemiği geçip makat bölgesine fistülleşmiş şekilde görülebilir.

Önceleri, pilonidal sinüs hastalığının doğuştan var olan bir hastalık olduğu sanılıyordu. Ama son bilgilere göre, pilonidal kist’in derideki bir kıl dibi keseciğinin tahriş olması veya genişlemesi sonucu geliştiği düşünülmektedir. Bu, kaba etler bölümünü etkileyen egzersizlere (bisiklete veya ata binme gibi), kaba etler bölgesini sıkan dar kıyafetlere, sıcağa veya aşırı terlemeye bağlı olabilir.

Kıl dibindeki kesecik(follikül) tıkanır, mikrop kaparak şişer, yırtılarak çevredeki dokuya yayılır ve sonunda abse oluşmasına neden olur. Egzersiz veya yürüme genelde kıl’ı absenin içine çeker.

Bedeninde daha çok sayıda kıl olan insanlarda daha sık görülür. Kilolu erkeklerde görülme şansı daha fazladır.

Pilonidal hastalığın tedavisinde, kaba etlerin birleştiği bölgenin temiz tutulması önemli bir yer tutar. İltihaplı kist’in boşaltılması ve devamında tamamının cerrahi yöntemle çıkarılması gerekir.

Ameliyat sonrası kapatılamayacak kadar büyük doku kaybı olan pilonidal sinüsler haricinde % 90 vakada temiz doku kaydırması yapılarak yara dikişlerle kapatılır.

Nüks olarak adlandırılan yara yerindeki yeni oluşumlar ortalama %15 hastada gözlenir. Ancak buna neden yetersiz cerrahi müdahalenin yanında, iyileşme sürecinde hijyene dikkat etmeme ve bahsi geçen diğer faktörlerdir.

Pilonidal hastalık erkeklerde daha sık görülmekle beraber, kadınlarda da ortaya çıkabilir.
Kadınlar bu durumu bir “erkek hastalığı” gibi düşünerek, yardım almaktan çekinmemelidirler.
Oluştuğu yer nedeniyle, pilonidal kist utanmaya ve sosyal ilişkilerde sorunlara neden olabilir.
Daha çok 15-30 yaş arası gençlerde görülür.Erkeklerde kadınlara göre sıktır.
Kuyruk sokumunu tercih etmekle beraber , koltuk altı ve göbek çukuru gibi vücudun diğer yerlerinde de ortaya çıkabilir.Kilolu ve terleyen kişilerde risk fazladır. Kuyruk sokumu oluğunun derin olması burada terleme ve cildin yumuşamasına , kılların kolayca birikebileceği doğal bir vadi oluşumuna neden olur. Ailevi yatkınlık , kıl tiplerinin benzemesinden kaynaklanıyor görünmektedir.
Uzun süre ve kaykılarak oturma hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.
Dar giysiler de sürtünme ve terlemeyi arttırdığı için kıl batmasına zemin hazırlayabilir.

Belirtiler

Kuyruk sokumunda ; Ağrı , Akıntı, Kaşıntı olabilir.

Nasıl Oluşur?

Kuyruk sokumunda toplu iğne başı ile bir misket sığacak büyüklüğe kadar değişen büyüklüklerde bir veya birden fazla delik ile karşımıza çıkar. Kıl , zamanla cilt altında ilerleyip tüneller oluşturabilir. Bir süre sonra iltihapla beraber deriyi bir yerden patlatır . Akıntıyla beraber kılların bir kısmını da vücut dışarı atmış olur. Kılların taşıdığı mikroplarla cilt altında gelişen iltihaplanma bazen abse dediğimiz ağrılı şişliğe neden olur. Birkaç gün içinde ağrı giderek artar ve absenin patlaması ile ağrı azalır , akıntılı dönem başlar.

Tedavi yöntemleri hakkında genel bilgi

Eskiden bu hastalığın doğuştan olduğu düşünülüyordu. Bu yüzden ameliyatlar hep derin yapılageldi. Kuyruk kemiğine kadar hastalıklı doku etraf sağlam doku ile birlikte çıkarılır. Cerrahın tercihine göre yara pansumanlarla iyileşmek üzere ya açık bırakılır. Yahut değişik biçimlerde dikilir. Bu ameliyatların en büyük handikapı hastalığın nüksetmesi halinde ortaya çıkan tablonun hemen daima ilkini aratır bir görünüm arzetmesidir. Ameliyatlarda hastaya narkozun getirdiği bedeni ve ekonomik külfet bir yana , 15-20 gün de yatak istirahati zorunluluğu gibi bir dezavantajı vardır.

Alternatif metodun faydaları nelerdir?
Ağrı yok denecek kadar az hissedilir.
Tedavi süresi ortalama bir hafta olup bu süre içinde doktorunuzu 3 kez görmeniz yeterlidir.
Ameliyatlarda olduğu gibi iz bırakmamakta , anatomiyi bozmamaktadır.
Yeniden ortaya çıkma şansı klasik ameliyatlara oranla çok daha düşüktür.
Ekonomiktir.

Korunma

Bu hastalığı geçiren ya da yukarıda sayılan riskleri taşıyan kişiler şunlara dikkat etmelidir:
Kilo almaktan kaçınmalı , fazla kilolarını vermelidirler.

Aşırı terleme gibi bir sorunları varsa uygun önlemler alınmalı , kuyruk sokumu gibi doğal oluklar gerekirse pudra ile kurutulmalı.

Uzun süre ve bilhassa kaykılarak oturmaktan kaçınılmalı.

Erkekler ve aşırı kıllı bayanlar , kuyruk sokumu kıllarını 30 yaşına dek traş etmeliler.

Hastalık 30 yaşından sonra ortaya çıktığında tedavi sonrası en az 2 yıl traş işlemi uygulanmalıdır.

Özellikle günde birkaç kez , kuyruk sokumunda biriken kıl , pamukçuk gibi şeyler temizlenmelidir. Asıl sorun oluşturanın buradaki köksüz , dökülmüş kıllar olduğu hatırlanmalıdır.

Kıl Dönmesi Nedir? Kimlerde, Nerede ve Nasıl Oluşur?

Kıl dönmesi, kılların kuyruk sokumu ve nadiren göbekte cilt altına geçip yara, abse ve fistül oluşturmasıdır. Kıl dönmesi, yani DERMOİD KİST veya PİLONİDAL SİNÜS, cilt altı kıl yuvası demektir. Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumundaki iki kaba et arasında, kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmelerle oluğun en dibindeki ter bezi deliklerinden vida gibi dönerek cilt altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi, labirentler açması, peşinden labirentlere giren bakterin de katkısı ile etrafı iltihaplandırması; cerahatlı veya kanlı, pis kokulu akıntılar ve abseler oluşturmasıdır. Sert büro koltuklarında ve bilgisayar başında, özellikle kaykılık pozisyonda uzun süre oturanlarda veya uzun süre jip sürenlerde veya uzun süre otobüs yolculukları yapanlarda daha sık olur. Kıl dönmesi 16 ila 30 yaş arası kıllı ve gürbüz, genç erkeklerde, nadiren de genç bayanlarda oluşur. Oluş şekline gelince; kıllar yılan derisindeki gibi yivli veya pullu olup, dar ve sıkışık veya sürtünmeli ortamlarda kıpırdandıkça tek yönde ilerler. Saç telini iki parmak ile tutup hafifçe oğuşturunca bu hareketi açıkça görmek mümkündür. Benzer şekilde iki kaba et arasındaki herhangi bir serbest kıl, sürtünme, itelenme ve dönme mekaniği ile oluğun dibine doğru hareket eder. Hiperkeratoz ve aşırı terleme nedeni ile genişlemiş bir ter bezi ağzından deri içine girebilir, peşinden başka bir kıl geçebilir. Giderek bu minik ağız, kılların minik zorlaması ile genişler, deri hücreleri ter bezinin ve deliğin içine doğru yürür ve deliklerin iç yüzeyi cilt epiteli ile döşenerek minik bir tünel oluşur ve peşpeşe kılların buraya girmesi kolaylaşır. Uzun saç kılları bile girebilir. Bazan bir kaç kıl girdikten sonra tünel girişi iyileşip kapanabilir. Ama tünel içindeki kılların ve bakterilerin cilt altında derinlere doğru ilerlemesi ve iltihaplanmalar devam eder. Günün birinde mutlaka abseleşme ve fistülleşme olur. Fistül ağızlarının % 78’i oluğun sol kenarında ve % 82’si kıl giriş deliklerinin yukarı tarafında yer alır.

Kıl dönmesinde Kuyruk Sokumunu Tercih Nedeni?

Kuyruk sokumunu tercih nedeninde

1. teori; sırttan dökülen kılların kaba etler nedeni ile oluşan derin olukta birikmesi; iki kaba etin birbirine veya oturulan zemine veya sert ve dar giysilere sürtünmesi ile kılların yürüyebilmesi; kapalı ortam nedeni ile oluktaki cildin incelmesi ve kolay delinip tahriş olması ve sert kuyruk kemiğinin baskısı nedeni kılların daha da kolay ilerlemesidir.

2. teori; insan vücuduna ana rahmindeyken cilt elbisesi, pelerin şeklinde yukardan aşağıya giydirilir; cilt pelerinin fermuarı gibi kuyruk sokumunda kapatılır. Kapanma sırasında bir kısım cilt dokusu kıl olarak altta kalabilir. Kıllanma yaşına gelince bu bölgede kıllar büyüyerek dermoid kist oluşturabilirler. Kıl dönmesinin bir başka görüldüğü yer göbek çukurudur. Göbek çukuru derin ve kişi kıllı ise akıntı ve apse olabilir. Buraya da kıllar yürüyerek pis kokulu akıntılar, hatta nadiren, göbek etrafında veya karın içinde abse ve fistüller oluşturabilir.

Kıl Dönmesinin Belirtileri Nelerdir?

Kuyruk sokumunda veya anüsün arka yukarı tarafında az hassas küçük şişlikler kaşıntı, akıntı veya akıntısız , kıllı, kılsız, milimetrik delikler ve bazan de abse oluşmasıdır. Muayene ve tetkiklerde içi iltihabi granülasyon dokusu ve kıl dolu kese ve fisütller ve olayı çepe çevre sınırlayan ve kılların daha derinlere gitmesini önemli ölçüde önleyen kalın fibrotik kılıf görülür. Abselerin hacmi 1 cc’den 100 cc’ye kadar değişir ve kendini lokal ısı ve ağrı, sistemik ateş ve halsizlik ile belli eder.

Kıl Dönmesi Doğuştan Olabilir Mi?

Son yıllardaki araştırmalar, 16 yıllık tecrübemiz ve histopatolojik incelemeler hastalığın doğuştan değil sonradan kazanıldığını göstermektedir. Tedavi ve takiplerini yaptığımız 1000’den fazla hastanın hiç birinde kıl ve iltihabi tahriş ile oluşan granülasyon dokusu dışında farklı dokuya örneğin kıl ve ter üreten follikül ve ter bezlerine, müstakil deri dokusuna rastlanmamıştır. Bu bulgular hastalığın doğuştan olmadığını gösterir. Ancak kuyruk sokumunda, doğuştan kalan çukur ve delikler varsa bunlar kıllanma dönemi gelince az da olsa risk teşkil eder.

Tedavi Edilmezse Ne Gibi Sorunlar Gelişebilir?

Kuyruk sokumunda abse ve akıntılar eksik olmaz. İkide bir ağrılı abseler nüks eder. Hastalık sağa sola genişler, bölge köstebek yuvasına dönüşür. Yani; dermal epitel denilen deri hücreleri, kılları peşinden kıl kesesinin ve deliklerin içine girip yeni yeni tüneller veya labirentler oluşturur; daha çok yatay, nadiren dikey yönde, çok yönlü olarak deri dokusu içinde ilerler. Labirentler içine giren kıl sayısı da, tahriş de artar; hastalık durmadan genişler, pek çok delikten zuhur eden pis kokulu akıntılar dayanılmaz olur. Yıllarca süren kronik, iltihabi akıntılar, nihayette, epidermoid kanser geliştirebilir. Veya hastalık, nadiren de olsa derinleşerek kalın bağırsak, rektum ve mesane içine ilerleyebilir, hatta mesane kanserine dahi yol açabilir. Haliyle bu durumda tedavi zorlaşır ve olaya multidisipliner yaklaşmak gerekir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
kadın sitesi kategoriler