Doğum Sonrası Yaşananlar

Zamanında doğan bebeklerin çoğu, başları doğum kanalından çıktıktan ve göbek kordonu kesildikten 30-60 saniye sonra ilk nefeslerini alır veya soluk almakta zorlanabilir. Solunum güçlüğü doğum odasının rahme oranla daha aydınlık ve soğuk olmasından kaynaklanmaktadır. Bebeğin göğsünün hâlâ pelvik boşlukta olması çok olağanüstü bir olaydır. Yine de bu ilk soluk, ciğerlerin şişmesi için yeterlidir.

Bebeğiniz ilk nefesini alırken, ebeniz ağzındaki ve burnundaki mukus ve amniyotik sıvıları temizleyerek üst solunum yollarının açılmasını sağlar. Kordonu kesildikten sonra, bebeğin dış dünyada nefes alması için fazladan güç sağlayan anneden bebeğe giden ekstra oksijen de kesilmiş olur.

Alveol veya hava keselerinde sürfaktan bulunması bebeğin ciğerlerinin başarıyla şişmesini sağlar. Sürfaktan alveollerdeki yüzey gerilimini azaltıp hava dolaşımını sağlayarak doğumdan sonra ciğerlerin istikrarlı çalışmasına neden olur. Eğer yeterli miktarda sürfaktan yoksa her soluk sonrasında alveoller havasız kalır ve bebek bir sonraki nefesi alabilmek için içerdeki yüksek yüzey gerilimiyle başa çıkmak zorunda kalır. Doğumdan kısa bir süre sonra bebeğin soluk oranı artar, burun delikleri açılır, nefes verme sesi duyulur ve her nefesle kaburgalar arasındaki dokular çekilir. Buna sıkıntılı solunum sendromu denir; her 100 ile 200 doğumdan birinde görülür ama genellikle hafiftir. Prematüre bebeklerin ciğerlerindeki alveollerde bulunan sürfaktan yeterli olmadiğı için yüzey gerilimini azaltmak amacıyla sürfaktan verilerek solunum yardımı yapılması gerekmektedir.

Argarpuanları

Doktor veya ebe, doğumdan bir dakika sonra ve daha sonra beşer dakikalık aralarla Apgar puanlama sistemini kullanarak bebeğinizin genel durumunu değerlendirecektir. Adını bu sistemi geliştiren Amerikalı Doktor Virginia Apgar’dan alan bu sistem, çok basit ve etkilidir. Değerlendirilen her noktaya 2 puan verilir, Azami puan 10’dur: Ten rengi, solunum, kalp atışı, kas kuvveti, ve refleksler . Siyahi veya Asyalı bebeklerde, ağız, avuç içi ve ayak tabanı renkleri de kontrol edilmektedir. Birinci dakikada elde edilen 7 puan veya üzeri bebeğin iyi durumda olduğunu, 4 ile 6 puan arasındaki bebeklerin nefes almak için yardıma ihtiyaçları olduğunu, 4’ten daha az puanı olan bebekler yeniden yaşama döndürme ve hayat kurtarma prosedürleri gerektiğinin göstermektedir. 5. dakikadaki incelemede, 7 ve üzeri iyi prognoz, daha düşük puanlarsa bebeğin daha yakından incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Apgar puanlaması, doğumdan sonra bebeğiniz için mükemmel, kısa vadeli bir değerlendirme sunar. Ama bebeğin uzun vadede gelişimi konusunda çok faydalı değildir, bu yüzden eğer bebeğinizin ilk puanlamaları düşükse endişelenmeyin, ikici değerlendirmede yükselecektir. Bu gerçekleşmezse bile bebeğinizin uzun vadeli ciddi bir sorunu olması pek olası değildir.

Ölçüm ve Kimlik Tanımlama

Apgar değerlendirmesi yapılırken ebeniz bebeğin vücudundaki kan ve sıvıları temizlemekle meşgul olacaktır. Yeni doğan bebekler ıslak tene ve kollarına oranla geniş vücut yüzeyine sahip oldukları için vücut ısıları doğumdan sonra anında 1-1.5°C düşer. Bu yüzden doğumdan sonra bebekleri bir an önce kurulamak ve ısınmaları için sarmak çok önemlidir.

Daha sonra ebeniz bebeği tartar, baş çevresini, vücut uzunluğunu ölçer, bebeğin el veya ayak bileğine üzerinde soyadınızın, bebeğin hastane numarasmm ve doğum tarihinin yazılı olduğu bileklikler takar. Daha sonra karışıklık çıkmaması için, doğum odasından çıkartılmadan önce bebeğinizin kimliğinin belirlenmesi çok önemlidir. Bebeğinizin beşiği de etiketlenir ve bazı kadın doğum bölümlerinde bebeğin ayak izleri alınarak notlara eklenir.

Fiziksel Mudahale

Ebeniz, bebeğin fiziksel bir anormalliği olup olmadığını kontrol etmek için bir ön muayene yapar. Bebeğin karnına ve yüzüne bakar, stetoskopla kalbini ve ciğerlerini dinler (Yeni doğan bir bebeğin kalp atışları dakikada 120 atıştır), ters çevirerek sırtına bakar, parmaklarını omurgasının üzerinden geçirir, anüsün açık olduğunu kontrol eder, çiş yapıp yapmadığını, el ve ayak parmaklarının sayısını not eder. Daha sonraki bir zamanda bebeğinizi bir çocuk doktoru muayene eder ve siz eve gitmeden daha kapsamlı bir fiziksel muayeneden geçirilir.  Doğum kanalı boyunca uzun bir yolculuk ettikten sonra bebeklerin gözlerinde bir iltihap veya enfeksiyon (konjonktivit) olmaması için antibiyotikli göz damlası damlatılması önerilmektedir. Minik yavrunuzu, bir an önce tanımaya başlayabilmeniz için tüm kontroller yapıldıktan sonra sıkıca sarılarak kucağınıza verilir.

anneve bebek

K Vitamini

Doğumdan hemen sonra ebeniz bebeğinize K vitamini verilmesini isteyip istemediğinizi soracaktır, eğer isterseniz ağızdan mı yoksa enjeksiyon yoluyla mı verilmesini istediğinizi belirtmeniz gerekir. Özellikle ciğer ve bazı sebzeler gibi yiyeceklerde bulunan K vitamini çok gereklidir, çünkü kanın pıhtılaşmasını sağlar ve bizi iç kanamadan korur. Ancak yeni doğan bebekler sadece sütle beslendikleri için çok az miktarda K vitamini alabilmektedir. Üstüne üstlük, kanın pıhtılaşmasını sağlayan diğer gerekli maddeleri üretmekle görevli olan karaciğerleri daha tam olarak gelişmediği için, yeni doğan bebeklerde K vitamini  ksikliğinden kaynaklanan kanama (VKDB) veya yenidoğan hemoraji hastalığı görülme oranı yüksektir. Sağlık Bakanlığı doğumdan sonra tüm bebeklere K vitamini verilmesini önermektedir. K vitamini bebeğinize iki şekilde verilebilir:

• Enjeksiyonla: Kas içine yapılan bir doz K vitamini (Konakion), hemen hemen tüm bebeklerde VKDB görülmesini önler. Doğumdan sonra ebe tarafından bir doz verilir.

• Ağız yoluyla: Eğer dozlar tekrarlanırsa ağız yoluyla alınan K vitamini de kas içi enjeksiyon kadar etkilidir. Doğumdan sonraki ilk hafta, hem emzirilen hem de biberonla beslenen bebeklere iki doz verilir. Emzirilen bebeklerin bir ay sonra üçüncü dozu alması tavsiye edilmektedir.

Hazır mamalar K vitamini açısından çok zengindir bu yüzden biberonla beslenen bebeklerde VKDB görülme riski daha azdır. Ama anne sütünün avantajları bu hastalığın görülme oranının artmasından çok daha fazladır.

Doğum Sonrasında Uyum

İlk olarak, bebeğin ciğerlerine giden kan oksijenle karışarak kalbin sol tarafına gönderilir ve buradan da tüm organlara pompalanır. Rahim içerisindeyken, gelen kanın yüzde 90’ı bebeğin ciğerlerine ulaşmadan geçiyordu çünkü kanın oksijenle karışmasına gerek yoktu, ayrıca kalbin sağ tarafı ve akciğer damarları, sol tarafa oranla daha büyük baskı altındaydı. Bu da kalbe dönen kanın ya direkt olarak sağ taraftan sola doğru, iki üst odacık (atrium) arasındaki bir delikten geçmesini veya kalbin sağ karıncığından (ventrikül), pulmoner atardamara geçmesini sağlar. Ciğerlerdeki aşırı basınçtan dolayı kanın büyük çoğunluğu, tüm vücuda yayılabilmesi için kanı bebeğin aort damarına yollayan duktus arteriosus adlı bir kanala akmak zorunda kalmaktadır.

Bebeğiniz ilk nefesini aldığında ciğerleri havayla dolar, pulmoner kan damarlarındaki basınç azalır, duktus arteriosus kapanır bu da sağ karıncıktaki kanın akciğere girerek oksijen almasını sağlar. Artan kan akışı akciğerlerden sonra kalbin sol tarafına geçer ve vücuda pompalanmaya hazır hale gelir. Aynı zamanda göbek kordonundaki damarlar daraldıkça kanın kalbin sağ tarafına akışı azalır. Kalbin sol tarafındaki basınç artınca ve sağ tarafındaki basınç azalmca, kanın, bir kapak gibi kapanan foramen ovaleden geçmesi artık mümkün olmaz. Bebek artık bir yetişkinle aynı kan dolaşımına sahiptir.

Tüm bu kardiyovasküler değişimler tamamlandıktan sonra bebeğin karaciğerine daha fazla kan gitmeye başlar. Böylelikle karaciğer, bebeğin rahim içerisinde geçirdiği son sekiz hafta boyunca, doğumdan sonra beslenmeye başlayana kadar kendisine enerji sağlamak için depoladığı besin ve glikojeni metabolize etmeye başlar.

Doğumdan sonra bebeklerin çoğunun ateşi 1 ila 1.5°G düşüktür. Miadı gelen bebekler depoladıkları kahverengi yağları, titrediklerinde bile ısı üretmek için kullanabilirler.

Bebeğinize ilk baktığınız an çok değişik duygular yaşayabilirsiniz ve bunların olumlu duygular değildir. Yeni doğan bebeklerin hepsinin gözleri mavidir ve asıl rengi altı ay veya daha uzun süre belli olmayabilir. Göz kapakları şişkin gözükebilir, bu doğumdaki daha uzun süre belli olmayabilir. Göz kapakları şişkin gözükebilir, bu doğumdaki baskının sonuçlarından biridir. Doğumdan sonraki aylarda bebeğiniz şaşı veya gözü kayıyor olabilir ama endişe etmenizi gerektiren bir durum yoktur. Doğumdan sonra bebeğiniz bakışlarını odaklamakta zorlanır ama onu  ileride tutarsanız sizi net bir şekilde görebilir ve yüzünüzün                            detaylannıöğrenebilir. Bebeğin başı genellikle sivri veya koni şeklindedir; özellikle de uzun süren bir vajinal doğum olmuşsa. Kafatası kemikleri birbiri üzerine kayarak başın kanalından geçerken oluşan baskıyı kaldırmasına ve yavaş bir şekilde ilerlemesine izin verir. Birkaç hafta içerisinde bebeğinizin başı eski şeklini alır. Eğer doğumda forseps veya vakum kullanılmışsa, bu baskı bebeğin yüzünün iki tarafında şişmeye, kafa derisinde veya yüzünde zedelenmeye neden olabilir. Bebeğin başının tepesinde (bıngıldak), kemiklerin birleşmediği yerde dikdörtgen bir nokta hissedebilirsiniz. Bu boşluk bebek yaklaşık 18 aylık olana kadar kapanmayacaktır.

Bazı bebekler, anne karnındaki sulu ortamda derilerini koruyan ve verniks kazeoza denilen kalın bir maddeyle kaplı olarak doğar. Bazılarında bu tabaka yalnızca birkaç yerde bulunabilir hatta hiç görülmeyebilir. Bazı ebeler bebek doğar doğmaz bu tabakayı temizlerken bazıları ilerleyen günlerde kendiliğinden kuruması için bırakır. Yeni doğan bebeklerin çoğunda doğumun sert geçmesinden ve kan dolaşımının kollarda ve bacaklarda tam olarak sağlanması zaman aldığından dolayı cilt mürekkep rengi olabilir. Kollarda ve bacaklarda cildin kuru ve pul pul olması yaygındır. Rahim içerisindeyken bebeğiniz ince, yumuşak lanugo tüyleriyle kaplıdır. Doğumda bazı bebeklerde hiç tüy kalmazken bazılarında başta ve omuzlarda görülebilir. Kalan tüyler bir iki hafta içerisinde dökülür. Ciltte milya veya süt lekeleri denilen küçük beyaz noktalar görülebilir. Bunlar cildi kayganlaştıran yağ bezelerinin tıkanması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Doğumdan kısa zaman sonra kaybolurlar. Bebeğinizin doğumdaki saç rengi bir kaç hafta içerisinde değişebilir.

Bazı bebeklerin tırnakları doğduklarında uzundur ve bebek vücudunu keşfetmeye başlar başlamaz yüzünü çizebilir. Tırnak yataklarına zarar verebileceği için bebeğinizin tırnaklarını makasla kesmekten kaçının. Onun yerine tırnaklarını ağzınızla yavaşça ve hafifçe koparabilirsiniz. Bebeğinizin ellerine pamuklu yumuşak eldivenler giydirmek yüzünü çizmesini engelleyecektir.

Doğum lekeleri cildin altındaki küçük kan damarlarının kümelenmesiyle oluşan lekelerdir. Genellikle tedavi gerektirmezler. Beyaz ciltli bebeklerde, doğduklarında burunda, göz kapaklarında, alında, kafa derisinde ve boyunda saç bitiminde leylek ısırığı adı verilen pembe cilt lekeleri görülebilir. Nevi adı verilen çilek rengindeki doğum lekeleri önce minik kırmızı noktalar olarak görünür, ilk yılın sonlarına doğru boyutları büyüyebilir. Büyük çoğunluğu beş yaşma kadar kaybolmuş olur. Koyu tenli bebeklerde Mongol lekeleri denilen koyu renkli doğum lekeleri bulunur. Mavi-gri renkte olan bu lekeler bebeklerin belinde veya poposunda bulunur. Tamamen zararsızdır ve genellikle ilk yıllarda kendiliğinden kaybolur. Porto şarabı lekeleri, genellikle bebeğin yüzünde veya boynunda bulunan geniş kırmızı ve morumsu izlerdir. Bu izler kalıcı olduğu için bir dermatologa danışmanızda fayda olacaktır.

Hem erkek hem de kız bebeklerin memeleri doğduklarında şiştir ve hatta memelerden az miktarda süt gelebilir. Bu tamamen doğaldır ve annenin hamilelik hormonlarından kaynaklanmaktadır. Şişkinlik ve akıntı birkaç günde geçer. Bunlar da yine anneden bebeğe geçen ama kısa zamanda temizlenecek olan hamilelik hormonları nedeniyle görülmektedir. Kızlarda plasenta tarafından üretilen yüksek östrojen seviyesi, bebek rahim içerisindeyken, bebeğin rahim iç yüzeyinin kalınlaşmasına neden olabilir. Bu durumda, kalınlaşan rahim iç yüzey tabakası parçalandığı için doğum sonrasında kızınızın vajinasmda hafif bir kanama (hafif âdet kanaması gibi) görebilirsiniz. Sadece bir iki gün sürer ve endişelenmenize gerek yoktur. Doğumda erkek bebeklerin testisleri hâlâ kasıkta olabilir ama genellikle ilerleyen günlerde sorunsuz bir şekilde aşağı inerler.

Bebeğinizi Göğsünüze Yaklaştırmak

Yeni bebeğinizi kucağınıza aldığınızda bebeği göğüslerinize yaklaştırarak emmesini sağlamak iyi bir fikirdir çünkü annenin göğüs uçlarına dokunmak ve uyarmak oksitosin ve prolaktin hormonlarının salgılanmasını sağlar. Oksitosin rahmin kasılmasına yol açar bu yüzden bebeğinizi biberonla beslemeyi planlıyor olsanız bile doğumdan hemen sonra bebeğinizi emzirmek faydalı olacaktır. Prolaktin süt gelmesini sağlar. İlk günler sadece kolostrum salgılasanız bile sütünüz ne kadar erken gelirse ve sütün boşalma refleksi ne kadar erken gelişirse o kadar iyi olacaktır. Doğumdan sonra ilk iş bebeğin memenize alışmasını sağlamaktır. Bu yüzden eğer bebeğiniz süt emmek istemezse endişelenmeyin. Zamanı gelen bebeklerin çoğunda emme ve meme arama refleksleri gelişmiştir yani eğer bebeğinizin ağzının kenarlarına parmağınızla veya memenizin ucuyla dokunursanız hemen sağa sola bakınarak aranmaya başlar ve emmeye çalışır.

Süresi dolan bebekler doğduklarında vücutlarında besin depoları vardır. Birçok kadın, bebekleri doğduktan sonra emmeye başlamazsa endişelenir. Ama aslında doğumdan sonra bebekler için uyumak daha caziptir. Ancak prematüre bebeklere minik biberonlarla veya damlalıklarla ilk 24-48 içerisinde anne sütü veya mama verilmelidir çünkü 35. haftadan önce vücutta besin rezervleri dolmamış ve emme refleksleri gelişmemiştir.

İlk Altı Hafta

Bu büyük değişim döneminde, kaçınılmaz olarak bir dizi duyguyla karşı karşıya kalacaksınız. Yarattığınız bu minik canlıyı merak edecek, kişiliğini keşfettikçe büyüleneceksiniz. Minik yavrunuzun savunmasız ve tamamen size bağımlı olması karşısında şaşırabilirsiniz.

Buna ek_ olarak, doğum yapmanın fiziksel etkilerinden kurtulmaya, yeni aile bireyine alışırken eşinizle ilişkinizi düzene sokmaya çalışacaksınız. Tüm ev işleriyle birlikte bir de bebeğinizin bakımına ilişkin şeyleri öğrenmek çok zorlayıcı olabilir.

Değişime Alışmak

Zaman zaman yapmanız gereken çok fazla şey olduğunu düşünebilirsiniz; özellikle de günümüz kadınları üzerinde her işi mükemmel yapma baskısı olduğunu düşünürsek. Bebeklerini doğurduktan 10 dakika sonra 34 beden kotlarının içinde bir sonraki filmlerini çeken ve aynı zamanda mükemmel anne olmayı başaran medyatik ünlü anneler yüzünden bu sürece alışmak çok daha zor gözükebilir. Bu tür görüntülere maruz kalan “normal” kadınlar bu ilk haftalarda pek çok alışmakta zorlanabilmektedir.

Anne olmak hem siz hem de eşiniz için çok mutlu zamanlardır ama aynı anne-baba olmayı öğrenme vaktidir. Umarım doğumdan sonra hayatın nasıl olacağını size dürüst ve açık bir şekilde açıklamak, yaşadığınız duygusal ve  fiziksel değişiklerin hepsinin ne kadar yaygın olduğunu anlamanızı sağlayacaktır. Bebeğinizle neler yapıyor olursanız olun yine de çok iyi bir anne olacaksınız.

Fiziksel Toparlanmanız

Bu bölümde doğum sonrasında yaygın olarak görülen fiziksel etkilerden ve      çıkabilecek sorunlardan bahsedeceğim. Rahminiz, doğumdan sonraki ilk günlerde daralarak hamilelik öncesi normal boyut ve durumuna dönerken, loşi olarak bilinen koyu vajinal bir akıntı olacaktır. Loşi, rahimden atılması gereken maddeler olan kan, mukus ve doku parçalarından oluşur. İlk günlerde kan kaybı çok olacağından ekstra kaim pedlere veya bir kez neden olduğu  kullanılıp atılabilecek iç çamaşırlarına ihtiyacınız olacaktır. Akıntı ilk haftanm sonunda azalır ve kanın görüntüsü açık kırmızıdan koyu kırmızıya döner.

Doğum sonrası ağrıları adet kramplarına benzeyen ve özellikle emziren kasılmalarıdı kadınların yaşadığı ağrılardır. Bu ağrılar, rahmin pelvis içerisinde daha çabuk daralmasını sağlayan oksitosin hormonunun neden olduğu rahim kasılmalarıdır.

Bebekler süt emerken oksitosin salgılandığı için, emziren kadınlarda hafif ağrılar veya kan pıhtıları görülmesi normaldir. Doğum sonrası ağrıları genellikle ilk günlerde görülür ama eğer çok rahatsız oluyorsanız ebenizden bir ağrı dindirici tavsiye etmesini isteyebilirsiniz. Ne tür doğum yaptığınıza bağlı olarak, enjeksiyon, tablet veya rektal fitiller kullanabilirsiniz.

Sütle doldukları için memelerde şişkinlik olması kaçınılmazdır. Memeleriniz daha şişkin, ağır ve hassas olacaktır ve bu, genelde ateşinizin çıkmasına neden olabilir. Neyse ki, bebeğinizi emzirdikçe bu sorun kendiliğinden geçecektir.

Eğer dikişleriniz varsa etrafındaki deri şiştikçe daha da gerginleşirler ve yaralar iyileşmeye başlar. Otururken zorlanabilir ve rahatsız olabilirsiniz, ilk günlerde lastik simit üzerine oturmak, perine kaslarına doğrudan baskıyı önlediği için faydalı olabilir. Yine perine bölgesine buz koymak, lokal anestezi spreyleri veya kremleri kullanmak işe yarayabilir. İdrar yaranın üzerine geleceği için idrara çıkarken bir yanma veya batma hissedebilirsiniz. Eğer mümkünse idrara çıkarken, ayakta veya tuvalete tam oturmadan bacaklarınızı açarak eğilmeyi deneyin böylelikle idrar, cildinize temas etmeden akıp tuvalete gidebilir, işiniz bittikten sonra bölgeyi serin bir süngerle veya elbeziyle yıkayın ve yaraları kurulayın. Birçok kadın perineyi kurutmak için saç kurutma makinesi kullanmanın faydalı olduğunu söylüyor. Bu gibi zamanlarda bideler çok işe yaramaktadır, idrara çıkarken sıcak su tutarak perineyi rahatlatabilirsiniz.

Mesaneniz de doğumda ve doğum sonrasında oldukça stresli, zamanlar aşamış olacaktır ve bu da idrar yapmanızı zorlaştırabilir. Eğer böyle bir şikâyetiniz olursa kasları dinlendirmek ve normal kuvvetine dönmesi için zaman tanımak amacıyla bir sonda takılabilir. Doğumun yol açtığı fiziksel sarsıntı mesane enfeksiyonlarına yol açabilmektedir. Antibiyotiklerle tedaviye başlayabilir ve çok su içmeye gayret ederek sorunu çözebilirsiniz.

Birçok kadın doğumdan sonra ilk kez tuvalete çıktığında çok acı çekeceğinden korkmaktadır. Tuvalete çıkabilmek için ıkınsanız bile dikişlerinizin açılması pek olası değildir. Kabızlığı önlemek için bir an önce bol sıvı (özellikle su) ve tahıl, taze meyve sebze ve kuru meyve gibi yüksek lifli yiyecekler tüketmeye başlayın.

Doğumdan sonra karnınızı en kısa sürede eritebilmek en önemli kaygılardan biridir. Eğer vajinal doğum yaptıysanız doğumdan sonraki ilk haftalarda hafif karın hareketleri yapabilirsiniz. Ama eğer sezaryen olduysanız egzersiz yapmak için 6 hafta kadar beklemeniz tavsiye edilecektir. Bence, kendinizi kötü hissetmenize neden olmadıkları sürece sezaryenden sonra da çok hafif hareketler yapabilirsiniz.

Duygusal Toparlanmanız

Doğum yapmak çok büyük bir başarıdır ve çoğu kadın kendini fiziksel ve duygusal olarak çok yorgun hissetmektedir. Gerekli ve yeterli uykuyu alıp sakin ve rahat bir şekilde iyileşmek yerine, gece gündüz bebeğinizle ilgileneceksiniz. Tamamen size bağımlı olan bu minik insanın tüm sorumluluğunun üzerinizde olduğunu fark edersiniz. Bunlar, özellikle ilk kez anne olan kadınlar için güçlü ve başa çıkması zor duygulardır ve kendinizi hassas ve ağlamaklı hissetmenize neden olmaları hiç de şaşırtıcı değildir.

Bebeğinizle İletişim Kurmak

Konuştuğum çoğu anne yeni doğan bebekleriyle iyi iletişim kurup kuramadıkları konusunda endişelenmektedir. Bebeğinizi tanımanın ve sevmenin öğrenilecek veya bilinecek doğru veya yanlış bir yolu olduğunu düşünmüyorum. Bazı kadınlar bebeklerini görür görmez koşulsuz bir şekilde bebeklerine âşık olurken, bazı kişiler doğum nedeniyle şoka girerek, anne baba olmaya alışmak için zamana ihtiyaç duyabilmektedir. Bu iletişim ve bağlanma sürecinin yavaş ilerlemesi, kişilerin kötü birer anne baba olacağı veya çocuklarına kötü davranacakları anlamına gelmez. Eğer bu durum sizin için de geçerliyse, lütfen kendinizi yetersiz veya suçlu hissetme hatasında bulunmayın. Kendinizi hazır hissettiğiniz zaman bebeğinizle iletişim kuracaksmızdır. Kendinize zaman zaman bunu hatırlatırsanız gereksiz endişe ve stresten kurtulabilirsiniz.

Doğum sonrasında görülen bir diğer sorun da kadınların eve gider gitmez “hayali bir mükemmelliğe” ulaşma çabası içinde olması ve bunun mümkün olmadığını gördüklerinde kendilerini mutsuz ve kızgın hissetmeleridir. Yeni hayatınız biraz belirsiz olacaktır. Minik bebekler günlük işlerin nasıl yapılmasını istediğinize ayak uydurmakta pek de başarılı değildir ve sizin bazı tavizlerde bulunmaya alışmanız için biraz zaman gerekmektedir.

Doğum Hüznü

Bebeklerin ihtiyaçları sonsuz ve bazen bıktırıcıdır. Birçok kadın, özellikle de ilk kez anne olanlar, kendilerini kucaklarında bir bebekle kalakalmış olarak bulabilirler. Eskiden kadınlar doğum yaptıklarında (ve ilerleyen yıllarda) etraflarında onlara yardım edecek kalabalık aile bireyleri vardı. Günümüzde kadınlar daha yalnızlar ve birkaç arkadaş edinene kadar her şeyi kendileri yapmak zorundalar.

Bebeklerinin doğumunu takip eden haftalarda kadınların çoğu “doğum -bebek hüznü” tabir edilen duyguyu yaşamaktadır. Genellikle doğumdan sonraki dördüncü veya beşinci günde, sütünüz gelmeye başladığı sıralarda kendinizi fiziksel olarak rahatsız hissettiğiniz süreçte ortaya çıkar. Doğum sonrası sürece ne kadar hazırlıklı girerseniz girin veya bu konuda ne kadar uyarı almış olursanız olun, doğum hüznü sizi beklenmedik bir anınızda vuracaktır. Sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiğiniz için sevinçli ve mutlu hissetmeniz gerektiğini düşünürken bir anda kendinizi açıklanamaz ve önlenemez bir şekilde ağlarken bulabilirsiniz. Çoğu kadın için en rahatsız edici olay bu beklenmedik duygu patlaması karşısında kendilerini güçsüz hissetmeleridir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
kadın sitesi kategoriler